Metin Çınar
Yıl 1887 Gazetecinin biri, Victor Hügo'ya soruyor:
- "Eserleriniz ve siz bugüne dek çok olumlu eleştiriler aldınız,
çok övüldünüz. Bunlar arasında sizi en çok hangisi hoşnut etti?" Hugo anlatır:
- "Karlı bir kış gecesiydi. Eş dostla yiyip içmiştik.
Mesafe kısa diye, evime yürüyerek dönüyordum.
Ama fena halde sıkışmıştım.
Hızlı adımlarla, malikhanemin bahçe kapısına vardım.
Kapı kilitliydi.
Var gücümle uşağıma seslendim: 'İgooooooor!'...
Defalarca bağırmama karşın, İgor
Sidik torbam Atlas Okyanusu büyüklüğüne ulaşmıştı.
Altıma kaçırmak üzereydim.
Yaşlılık işte. Çaresiz, bahçe duvarına yanaştım.
Etrafa bakındım, görünürde kimseler yoktu.
Düğmelerimi çözdüm ve su dökmeye başladım.
Tam o sırada arkamda bir at arabası durdu.
Hiç kıpırdamadan, sessizce işiyordum.
Arabacı nefret dolu bir sesle:
- "Seni haddini bilmez, buruşuk ors... çocuğu..!
O işediğin, Sefiller'in yazarı Victor Hugo'nun duvarı..!" dedi.
İşte, hayatımda duyduğum en güzel iltifat dolu söz buydu."
HER İKİ KİŞİDEN BİRİ ÖFKELİ VE HIRSIZ
Muhakkaktır ki, hısızlık tüm dinlerde düzenlenmiş ve yasak olarak emredilmiş eylemlerdendir. Din dışı oluşumlarda dahi yasak olarak adlandırılmış, hukuk düzenlemelerinde geniş açılı tanımlamalara vesile olmuş, müeyyidesi mutlak olan suçlardandır. Modern toplumların uymak zorunda olduğu düzenleme ve ahlaki kurallardan olan hırsızlık yapmamak, ilkel insanlar ve topluluklarda da aynı karşılığı görmüştür. Hırsızlık, Kutsal Kitaplarda yapılmaması gereken ortak bir eylem olarak tanımlansa da istatistik verileri bunların bir ekonomik sorun olduğu ve de “halkın dini kralın dini üzerine” anlayış yaklaşımına göre halklarında aynı paralelde pozisyon aldığını göstermesi açısından önemli bir sorundur. Avrupa Birliği ülkelerinin ortak din birliğindeki yaşantı şekliyle Türkiye’deki İslam anlayışı ve yaşantısıyla kıyasladığımızda “sanki bizim kitabımızın bunu caiz kıldığı” gibi bir rakamsal hataya götürme riskiyle de karşı karşıya kalabilmekteyiz. Oysaki Ramazan ayı müddetince bazı suçlardaki gerilemenin nedenini inancımıza bağlayabilmekteyiz. Avrupa Hırıstiyan, Türkiye Müslüman bir ülkedir.
MAHPUS SAYIMIZ VE SUÇ NİTELİĞİ KÖTÜ YÖNETİLDİĞİMİZİN GÖSTERGESİ Mİ?
2018 yılında geçtiğimiz “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nde ceza ve infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutuklu sayısı yıllar itibariyle şu şekildedir. 2018’de 264,842 kişi, 2019’da 291,546 kişi, 2020’de 266,831 kişi, 2021’de 297,860 kişi ve 2022’de 341,294 kişidir. Son on yıldaki sondaj yıl verilerinde ise 2011’de 128,253 kişi, 2015’de 177,262 kişi ve 2016’da ise 200,727 kişi bulunmaktaydı.
2025 yılı sonu itibariyle cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlü sayısı 433.543 kişi seviyesine kadar ulaşmıştı. Ancak, infaz kanununda yapılan bir düzenleme sonucu 2026 yılının ilk aylarında bu sayı 415 - 420 bin seviyelerine kadar düşmüştü. Hala da düşmektedir. Türkiye genelinde cezaevlerinin toplam resmi kapasitesi 304.956’dır. Hapishane doluluk oranı %135-%138
Türkiye’de hükümlülerin % 18'İ hırsızlık suçundan dolayı ceza infaz kurumlarında bulunmaktadır. Hırsızlığı %17 ile kasten yaralama, %10 civarı da uyuşturucu madde suçları oluşturmaktadır. Kısaca mahpus niteliğimiz “madde kullanan öfkeli hırsızlardan” oluşmaktadır. Yine Tutuklu ve hükümlülerin %96’sı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı iken %4’ü yabancı uyruklu kişilerden oluşmaktadır. Hükümlülerin %10’u (11 bini Fetö üyeliğinden olmak üzere toplam 40 bin civarı) anayasal düzene ve devletin güvenliğine karşı suçlardan oluşmaktadır.
Avrupa cezaevlerinde en çok uyuşturucu kullanımı ve satışı sebebiyle hükümlü vardır ve oranı da % 17,7’dir. Bunu hırsızlık-soygun % 13 ve şiddet, saldırı, adam yaralama, tecavüz vb. (% 12) suçları takip etmektedir. Bizim hırsız sayımız Avrupa’nın hırsız sayısına göre iki kat fazladır.
GÜYA, BİZ MÜSLÜMAN, ONLAR “GAVUR”
Türkiye Avrupa’da hapishanelerdeki mahpus sayısının ve oranının en yüksek olduğu ülkedir. Türkiye’de her 100 bin kişiden 356’sı hapishanelerde bulunuyor. Bu oran Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde ise 106’dır. Buna göre Türkiye’de hapishanelerdeki mahpus oranı AB’nin 3,4 katı. Türkiye aynı zamanda Avrupa'da cezaevlerinin en kalabalık olduğu ülkedir.
Almanya’da her 100 bin kişiden 69’u mahpus durumda. Bu da Almanya’nın AB ortalamasının (106 kişi) epey altında olduğunu gösteriyor. AB ortalamasından düşük olan bazı ülkelerde bu oran şöyle: Yunanistan ve Fransa 103, Avusturya 94, İtalya 93, Bulgaristan 85, Norveç 68 ve Hollanda 65.
İngiltere ve Galler’de ise her 100 bin kişiden 139’u hapishanede. İspanya (116) ve Portekiz de (114) az farkla AB ortalamasının üstünde yer alıyor.