Metin Çınar
  Güncelleme: 04-04-2024 06:51:00   04-04-2024 06:49:00

BENİM CUMHURBAŞKANIM, SENİN GENEL BAŞKANIN OLMAMALIYDI

Veya; “senin genel başkanın nasıl olurda benim cumhurbaşkanım olabilir?” olmamalıydı. Kurulduğu yıl %34 oy alarak iktidar olmak her partiye nasip olmazdı. 22 yıldır iktidarda kalmayı, iktidar sarhoşluğuna kapılman, seni oraya getiren halkla inatlaşmayı gerektirmezdi. Tepe noktasında almış olduğu %49 oy oranı çöküşün başlangıcı, dönüş noktasıydı. Kendi tabiriyle “Güneşi gören buz misali erimeye başlamış” olmanızın son seçim ispatıdır. Aslında 7 Haziran 2014 seçimleri bu erimenin ilk göstergesiydi. Ama bir manevrayla 1 Kasım seçimleri çöküşü geciktirmeyi başarmıştı. 

31 Mart Ak Parti iktidarı için bir hezimet, seçmen için bir başarı olmuştur. Bu başarının temelleri Kılıçdaroğlu’nun 6’lı masa ittifakıyla başlamış, Akşener’in masadan gidip gelmesiyle sekteye uğramıştı. Ama seçmen bu işi sadece 9 aylık bir seçim arasından sonra mührünü zarflayıp herkesin anlayacağı devrim niteliğinde bir mesajla taçlandırmıştı. Alınacak en önemli mesajın kendisini 22 yıl iktidar yapan seçmenle inatlaşmanın kendine yarar getirmeyeceğiydi. 

SEÇMEN BİREYDİR, KUL DEĞİL 

Partiler iktidar olmak için kurulur ve ülke kazanımlarının vatandaşlar lehinde rahat yaşam sürmeleri amacıyla mücadele eder ve yönetimlere talip olur. Vatandaşlarının dünyadaki hayatlarının kaliteli olması doğrultusunda mücadele eder, uhrevi yaşantısıyla ilgili tasarrufu bireylerin tercihine bırakır. Ama bizim gibi “adam siyasetine” aşık olunur, uhrevi yaşantıyla ilgili yol göstericiliğe soyunmuş şark kafalılığıyla yönetimlere gelinir ve iktidar sürekliliği garanti edilmeyle ilgili “şark kurnazlıklarına” başvurulur. Maalesef yıllardır bizde aynı düzlem üzerinde, düşünmeden, aklı kiraya vererek itaat kültürüyle ve şükürcülükle avutulmayı maharet saydık. 31 Mart seçimi  bizlere, “birey” olduğumuzu hatırlatmakla önemli bir eşiğin aşılmasını sağladı. 
Bize birey olduğumuzu istemeyerek de olsa yeniden hatırlatma erdemini gösteren bu başarısız iktidara teşekkür bile etmeliyiz. 
Ak Parti ve Erdoğan’ın kendilerine göre hata, bizlere göre “yüce adaletin tecellisi” diyebileceğimiz hatırlatmaları:

AK PARTİ’NİN GÜNEŞİ GÖREN BUZ GİBİ ERİME NEDENLERİ

Seçmen tehdit edilmemeliydi. Metal yorgunluğunu “eşrefi mahluk olan” insana yakıştıranlar, bu sıfatın kendisine de yakıştırılacağını bilmeliydi. Her seçim ortamında rakiplerini ötekileştirme ve teröristlerle iş tutuyor iftirasıyla yenmeye çalışmakta, bu da seçmende karşılık bulmaktaydı. Oysa ki insanlar bu işin gerçeğinin hiç de böyle olmadığının farkına bu seçimlerde varmıştır. Seçmenin de bir öfke eşiğinin olduğunu iktidar fark etmeliydi. Her seçim döneminde verdiği vaatlerin boş olduğundan seçmen öfke krizine girmiş ve yeni sözler için iktidara uygun zemin bile vermemişti. Bu tepki, kendi tabanında bile güçlü bir şekilde gösterilmişti. Emeklilerin haklarının yıllarca gasp edilmiş olması ve hala da sabır istenerek zaman kazanma manevraları da işe yaramamıştı. Bakanların seçim yarışında sahada çalışması, devlet imkanlarının hovardaca parti lehinde kullanılmış olması. “Hizmetkarınız olmaya geldik” söylem bıkkınlığı, rakiplerin kişilikleriyle dalga geçilmesi, “çeketimi koysam seçtiririm” safsatası, kimsenin bizi kıskanmadığı, Almanya’nın raflarının boş olmadığı, pandemide dış dünyanın battığı yalanı, enflasyonla mücadelenin, faizle mücadelenin uzmanlık alanları olduğu söylem saptırmalarının, togg, gaz çıkarma, petrol bulma, uzaya adam gönderme gibi popilist söylemler, her ay açıklanan resmi verilerin hiçbir inandırıcılığının kalmadığının, 
Şamil Tayyar’ın “keyfiyet, kibir, kayırmacılık gibi bünyemize giren virüs, hayat pahalılığı, fakirleşme gibi ekonomide savrulma açık işaretlerdi” özeleştirisi, Mahfi Eğilmez’in “yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, gelir dağılımının iyice bozulması, kendilerine tanınmayan bazı hakların çok sayıda sığınmacıya tanınması, başkanlık sisteminin tek adam rejimi haline gelmesiyle tek kişinin yanlış kararlarının düzeltilme imkanının kaybolması, giderek artan yolsuzluklar, kamuda israf, Atatürk karşıtlarına gösterilen hoşgörü, hukukun giderek askıya alınması, laikliğin tehdit edilmesi seçmenleri iktidar partisinden soğutup, uzaklaştırmasına vesile oldu. Yine, CHP’nin çok iyi çalışması ve doğru adaylar çıkarması Ak Parti’nin seçimleri kaybetmesine vesile olan önemli nedenlerdendi.

KERAMETİ KENDİNDE ARAYANLAR (fıkra)

Adam çok sevdiği bir kadına şiirler yazıyordu. Sonra kadın ansızın onu terk etti. Adam kadının ardından şiirler yazmaya devam etti. Daha çok yazdı. Ve günün birinde çok ünlü bir şair oldu. Yıllar sonra kadının yaşadığı kente gitti ve büyük bir şiir dinletisi sundu. Dinleti bittiğinde kadın kolunda kocası ile çıkışa geldi ve adama ''merhaba'' dedi. Adam ona sıradan bir insana bakar gibi baktı. Kadın,''beni tanıdın mı? '' dedi. Adam, ''hayır tanıyamadım'' dedi. ''Nasıl tanımazsın! Uğruna şiirler yazdığın kadınım ben, seni şair yapan kadın''dedi kadın. Adam kadına baktı ve şöyle dedi: ''Keramet sende olsaydı, kolundaki adam da şair olurdu.”

 

  Bu yazı 4420 defa okunmuştur.
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • Tüm Anketler
    Web sitemize Beğendinizmi?
    HABER ARŞİVİ
    YUKARI nisbar giriş betnis giriş yakabet giriş