escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Metin Çınar
  Güncelleme: 13-03-2026 12:34:00   13-03-2026 12:32:00

BAŞARILI PARTİLERİN SIRLARI-4

BAŞARILI PARTİLERİN SIRLARI-4

BİR KİTLE HAREKETİNDE, KOLEKTİF KAPALI BİR YAPIDA BİREY KİŞİLİĞİNİN DEĞİŞTİRİLME SÜRECİ

(dinsel, milliyetçi, devrimci vb. hareketlerde, kenetlenmiş aile, kabile, azınlık, mezhep vb. gruplarda kişiliğin eritilmesi süreci)

-Bir kitle hareketinin, başarılı olması için hareketin ilk anlarından itibaren sıkı bir örgüt kurması ve bütün taraftarlarını bu örgüt içinde eritecek ve entegre edebilecek bir kapasiteye sahip olması gerekmektedir.

Yeni bir kitle hareketinin yaşayıp yaşamayacağına, doktrininin ve vaatlerinin gerçekçiliğine bakarak karar verilemez. Karar verilmesi gereken husus, yeni hareketin sıkı örgütünün hayal kırıklığına uğramışları süratle içine alıp alamayacağıdır.

-Kitle hareketleri ilk taraftarları olan hoşnutsuz insanlara etkili dönüştürme tekniği uygulamalıdır.

Tüm kitle hareketleri (milliyetçi, devrimci, dinsel vb.) ilk taraftarlarını hayal kırıklığına uğramış, “şu veya bu nedenlerle hayatının bozulduğunu veya mahvolduğunu düşünen” hoşnutsuz insanlar arasından bulur. Bunların da genellikle harekete kendi istekleriyle katılmış oldukları gerçeğinden yola çıkarak, etkili dönüştürme tekniği uygular. Bu teknik, hayal kırıklığına uğramış zihinlerin eğilim ve düşkünlüklerini kendi inançları doğrultusunda saplantı haline getirmekten ibarettir.

-Bir kitle hareketinin tekniklerinden biri de, insanlara bir illet bulaştırmak ve sonra da hareketi bir kurtarıcı olarak göstermektir.

Etkili bir kitle hareketi, günah fikrini işler. İtiraf ve pişmanlık kişinin bireysel farklılıklardan sıyrılmasıdır; kişi kurtuluşa cemaatin kutsal birliği içinde kaybolmasıyla ulaşır.

-Birey kolektif, kapalı bir bütünün parçası olmak için kendinden daha çok vermelidir.

 Kişi mahremiyetinden, bireysel yargılarından ve çoğu kez kişisel mallarından vazgeçmelidir. Fedakarlık yolunda yetiştirmek için bireysel kimliğinden ve farklılıklarından sıyırmak gerekir. Bu sonuca ulaşmanın en etkili yolu bireyin kolektif bir bünyede tamamıyla asimile olmasıdır.

-Kolektif kapalı bütün içinde bireysel farklılıkların yok edilmesi tam olmalıdır.

Ne kadar bayağı olursa olsun, birey, tüm edimlerinde birliğin, kabilenin, ailenin vb. merasimlerine ortak olmalıdır. Onun mutluluğu ve acısı, övünmesi ve güvenmesi kendi bireysel yeteneklerinden ziyade bağlı olduğu grubun kaderinden ve kapasitesinden kaynaklanmalıdır.

-Geçmişin yüceltilmesi, şimdiki zamanın küçük düşürülmesine hizmet edebilir.

Ancak; umutlu bir gelecek beklentisine bağlanmadığı takdirde geçmişin abartılı görüntüsü, bir kitle hareketinin pervasız uğraşlarından çok ihtiyatlı davranışlarla sonuçlanır. Dini hareketler yaradılış gününe kadar giderler; sosyal devrimler insanların özgür, eşit ve bağımsız oldukları altın çağdan bahsederler; milliyetçi hareketler geçmişin büyük anılarını tekrar canlandırır ya da bunları icat ederler.

-Kitle hareketi şimdiki zamanın değerini düşürmek ve kötüleştirmek için dünya nimetlerinden yüz çevrilmesine çalışır.

Bir kitle hareketi şimdiki zamanı sadece kötülemekle kalmaz onu kasten kötüleştirir. Asık suratlı, sert, baskıcı ve duygusuz bir kişilik modası yaratır, konforu kötüler, sert hayatı över. Basit eğlenceye adi, hatta kötü gözle bakar.

Kitle hareketi bünyesinde bireyin değişim sürecinin son aşaması;

fanatizm ve fanatik kişi -Fanatik daima yetersiz ve güvensizdir; güvenliği, bulduğu destek ne ise sadece ona tutkuyla yapışmakta bulur. Bu tutkulu yapışma, onun körü körüne kendini adamasının ve dindarlığının özüdür. Tutunduğu amacın tek ve sonsuz olduğuna inanması; güven duygusunun, kutsal amacının üstünlüğünden değil tutkulu bağlanışından gelmektedir. Amaca, amacın doğruluğu ve kutsallığından değil, bir şeye tutunmak için duyduğu umutsuzca ihtiyaçtan sarılır ve; bu tutkuyla bağlanma ihtiyacı nedeniyle sarıldığı her amacı çoğu kez bir kutsal amaç haline dönüştürür.

-Mantığına, sağduyusuna seslenmekle bir fanatik amacından vazgeçirilemez.

Sadece başka yöne döndürülebilir. Bir başka amaca aniden ve düşünmeden geçebilir. Onun tutkulu bağlılığı, bağlandığı amacın niteliğinden çok daha hayatidir. Fanatikler, genellikle itici, acımasız, kendini beğenmiş, saf, kavgacı, bayağı ve kabadır. Çoğunlukla kutsal amacı için arkadaşlarını ve akrabalarını feda etmeye hazırdır.

-Tüm kitle hareketleri itaati en yüksek meziyet sayıp, inançla aynı seviyeye koyarlar.

Nedenini sorgulamamayı tüm kitle hareketleri sağlam bir inancın göstergesi sayar.

-Hayal kırıklığına uğramış kişiler ile kesin inançlıların kehanette bulunma gücünün kaynağı.

Hoş ve güvenli bir hayatın maddiliğinin, gerçekleri hayal gibi göstermesi nedeniyle, devir değiştiği zaman bu pratik görüşlü insanları habersiz yakalar ve onları var olmayan şeylere tutunmuş hayalciler durumuna düşürür. Şimdiki zamanın kötülenmesi tavrı kehanette bulunmayı teşvik eder.

Bireyi savaşmaya, ölmeye ve öldürmeye teşvik eden yöntemler, terörizm -Savaşmaya ve ölmeye teşvik etme yöntemi bireyi canından ayırmayı ve gerçek kişiliğine sahip olmasını önlemeyi içerir.

-Herhangi bir alandaki azimli ve acımasız eylemlerin kaynağı olan inanca ilişkin özellikler:

 İnanç insan ruhunu eylem için hazırlayıp donatır.

-Aktif bir kitle hareketi gücünü şimdiki zamanı tanımamasından ve ilgisini gelecek zaman üzerinde toplamasından alır, çünkü bu suretle taraftarlarının sağlığını, malını ve canını tehlikeye atabilir.

-Kendini adamaya hazır olma hayatın gerçeklerine nüfuz edememeye bağlıdır. Bu nedenle kitle hareketleri taraftarları ile dünya gerçeklikleri arasına gerçekleri örten bir perde koyarlar.

-Bir kitle hareketinin asıl amacı taraftarlarına birlikte hareket ve kendini adama fikrini aşılamaktır.

-Kesin inançlının, özellikle dindar kişinin alçakgönüllü olduğu iddiası yaygındır. Gerçekte, teslimiyet alçakgönüllülük, kibir yaratır.

-Kendi özümüzü reddedip kapalı bir bütünün parçası olduğumuz vakit sadece kişisel menfaatimizi reddetmiş olmayız, fakat aynı zamanda kişisel sorumluluktan da sıyrılmış oluruz.

-Bir kitle hareketi bedeninde veya kitle hareketinde bireysel bağımsızlığımızı kaybettiğimiz zaman yeni bir özgürlük buluruz.

-İnançlı bir ruhla, şerefli bir grubun parçası olmak, bireyin işkence ve imhaya karşı cesaret kaynağıdır.

-Fanatik bir inançtan doğan acımasız ve ısrarcı zor, en güçlü kitle hareketini bile durdurup ezebilir.

Zor, sallantılı ve anlayışlı olursa, bastırılmak istenen doktrin sadece tekrar canlanmakla kalmayacak, her sindirme hareketinden yeni bir kazançla çıkacaktır. Kutsal terör asla sınır tanımaz ve asla zayıflamaz. Buradan görülmektedir ki sadece baskıya direnmek için değil, aynı zamanda etkili şekilde baskı için ateşli inanç gerekir.

-Terör, kesin inançlının hasımlarını ezmesinin yanı sıra kendi inancını canlandırıp pekiştirmesini de sağlar.

Şiddetin fanatizmi doğurduğu ne kadar doğruysa, fanatizmin şiddeti doğurduğu da o kadar doğrudur. Genellikle hangisinin önce geldiğini söyleyebilmek zordur. Bireysel acımasızlıktan kaynaklanan terörizm ise ne çok fazla ilerleyebilir ne de çok fazla devam edebilir; kişisel huysuzluklara ve tereddütlere bağlıdır.

“Başarılı Partilerin Sırları” başlıklı köşe yazısı için yararlandığım Değerli Dostum Mustafa Çağlayan ve Emekli Vali Erhan Tanju’ya katkılarından dolayı teşekkür ederim.

FIKRA

Üniversite’de hocalardan biri, sınav sorusu olarak tahtaya, “Why?” (Neden) yazmış. Öğrenciler ilk önce ne yazacaklarını şaşırmışlar; sonra herkes bir şeyler yazmaya başlamış. Yalnız bir öğrenci sınavın ilk dakikasında kağıdını hocaya teslim etmiş. Öğrencinin cevabı da soru gibi kısaymış: “Why not?” (Neden olmasın ki?)

Bu öğrenci sınavdan “100 tam puan almış” Aynı hoca başka bir sınavda “Risk nedir?” diye soruyor. Yine öğrenci sınavın ilk 10 saniyesinde teslim ediyor kağıdını. Kağıdın üst kısmında sadece “ad-soyad” yazıyor, gerisinde ise bomboş beyaz yaprak. En altta ise “işte risk budur” diye yazıyor. Ve sonuçta da sınıftaki en yüksek notu alıyor. Hocanın bir sonraki sınavında yine “Risk nedir?” sorusuyla karşılaşan öğrenci tekrar boş kağıt verince bu sefer “sıfır” alıyor. Tabi koşa koşa hocaya gidip sebebini soruyor. İşte hocanın cevabı:

  • Aynı şartlar altında, “aynı riski iki kere almak,” aptallıktır…!
  Bu yazı 460 defa okunmuştur.
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • Tüm Anketler
    Web sitemize Beğendinizmi?
    HABER ARŞİVİ
    GAZETEMİZ
    YUKARI nisbar giriş betnis giriş yakabet giriş