Tembel”, “yaramaz” ya da “isteksiz” gibi etiketlerle eğitim hayatında geri plana itilen birçok çocuk öğrenme güçlüğü karşı karşıya kalabiliyor. Sorun ise beynin bilgiyi işleme biçiminden dolayı ortaya çıkıyor. Bu durumu yaşayan birçok kişi, doğru destekle yüksek yaratıcılık ve problem çözme becerileri sayesinde girişimcilik potansiyeli taşıyor. Öyle ki Richard Branson tarafından desteklenen Made By Dyslexia’nın küresel verileri her 3 girişimciden en az 1'inin disleksik düşünce yapısına sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Derslerde zorlanan, odaklanmakta güçlük çeken ya da öğrenme süreci yaşıtlarından farklı ilerleyen çocuklar, çoğu zaman “çalışmıyor”, “istemiyor” ya da “dikkatini vermiyor” gibi yorumlarla karşılaşabiliyor. Oysa bu durum çoğu zaman isteksizlikten değil, beynin bilgiyi işleme biçimindeki farklılıklardan kaynaklanıyor.
Özgül öğrenme güçlüğü olarak tanımlanan bu durum okuma, yazma, dikkat ve bilgi işleme süreçlerinde farklılıklarla ortaya çıkabiliyor. Ancak bu farklılıklar aynı zamanda bireylerin yaratıcılık, görsel düşünme ve problem çözme becerilerinde güçlü yönler geliştirmesine de zemin hazırlayabiliyor. Bu kişiler, farklı bir potansiyele sahip bireyler olarak değerlendiriliyor. Nitekim yapılan araştırmalar da bu durumu destekliyor. Londra’daki Cass Business School’da gerçekleştirilen bir çalışma, ABD’de girişimcilerin yaklaşık yüzde 35’inin disleksi gibi öğrenme farklılıklarına sahip olduğunu ortaya koyuyor.Richard Branson tarafından desteklenen Made By Dyslexia’nın küresel verileri ise her 3 girişimciden en az 1'inin disleksik düşünce yapısına sahip olduğu söylüyor.
Tembel’ Denilen Çocuklar Geleceğin Girişimcileri Olabilir
Bu kişileri etiketlemek yerine onların nasıl öğrendiğini anlamamız gerektiğini belirten Auto Train Brain CEO’su Günet Eroğlu, “Bu çocukların zekâlarıyla ilgili bir problem yok. Öncelikle bu konuda bilinçlenmemiz gerekiyor. Yalnızca beynin bilgiyi işleme biçimi farklı çalışıyor. Bu nedenle onların güçlü yönlerini destekleyen, kişiye özel eğitim programlarıyla ilerlemek büyük önem taşıyor.
Nörogeribildirim temelli çalışmalar da bu noktada önemli bir destek sunabiliyor. Beyin dalgalarının analiz edilmesi ve buna uygun beyin egzersizlerle dikkat, odaklanma ve öğrenme süreçlerini geliştirmek mümkün olabiliyor.
Özellikle Girişimcilik Haftası’nda olduğumuz bu günlerde, farklı düşünme becerilerimizin çok önemli bir avantaj olduğunu hatırlamak gerekiyor. Çünkü birçok girişimci de kalıpların dışında düşünebilme, problem çözme ve yeni fikirler geliştirme becerileriyle öne çıkıyor. Doğru yöntemler ve erken destekle bu çocukları potansiyelini ortaya çıkarmak ve onları üretken bireyler olarak topluma kazandırabiliriz” dedi.